Abdest alma şekli mezheplere göre değişiklik gösteriyor. Mezheplere göre tek tek abdest nasıl alınır açıklayacağız. Bu yazımızda Şafi mezhebine göre abdest nasıl sorusunun cevabını bulabilirsiniz. Peki şafi mezhebine göre abdestin farzları nelerdir? Detaylar haberimizde… Abdestin İhtilâf Edilen Farzları: Fakihler niyet, tertip, peşi peşine yıkama ve ovmanın vacipliğinde ihtilâf ettiler. Hanefîlerin dışındakiler niyetin farz olduğunu söyler….
Abdest alma şekli mezheplere göre değişiklik gösteriyor. Mezheplere göre tek tek abdest nasıl alınır açıklayacağız.
Bu yazımızda Şafi mezhebine göre abdest nasıl sorusunun cevabını bulabilirsiniz. Peki şafi mezhebine göre abdestin farzları nelerdir? Detaylar haberimizde…
Abdestin İhtilâf Edilen Farzları:
Fakihler niyet, tertip, peşi peşine yıkama ve ovmanın vacipliğinde ihtilâf ettiler. Hanefîlerin dışındakiler niyetin farz olduğunu söyler.
Niyet:
Lügatte niyet, kalp ile kasıttır, dil ile alâkası yoktur. Şer’an, abdestli kimsenin farzın edasına veya hades hükmünün kaldırılmasına ya da kendisi için taharet gerekenin mubah hâle getirilmesine niyet etmesidir. Abdest alanın “Abdestin farzlarına niyet ettim.” demesi gibi.
Hanefîler dediler ki:(1) Sevap elde edilmesi için abdest alanın niyetle başlaması sünnettir. Kişinin hadesin kaldırılmasına ya da namaz kılmaya, abdeste veya emre uymaya niyet etmesidir. Mahalli kalptir. Kalp ve dil fiilini birleştirmek için dili ile söylerse bu da müstehaptır.
Niyetin farz olmadığını söylemeleri, serinlenmek için abdest alanın, yüzmek, temizlenmek veya boğulanı kurtarmak vb. için suya girenin abdestinin sahih olacağı sonuçlarını doğuruyor.
Bu görüşleri için şu delilleri getirdiler:
Hanefîlerin dışındaki fakihlerin cumhuruna göre, ibadetin veya Allahutealâ’ya kurbet kastının gerçekleşmesi için abdeste niyet şarttır.(2) Yeme, içme, uyku vb. gibi ibadet dışında olan şeyler için alınan bir abdestle namaz sahih olmaz. Şu delilleri ileri sürdüler:
Niyetle İlgili Bazı Meseleler:
Geçen bahisten niyete bağlı olan bazı meseleler çıkmaktadır:(4)
Şafiîler, yüzden bir bölümün ilk yıkanışı anıdır, dediler. Onlara göre namazda olduğu gibi, niyetin ilk farzla beraber olması için yüzün ilk yıkanışıyla beraber olması vaciptir. Taharetin sünnetleri ve farzlarına şamil olması için ellerin yıkanmasından önce niyet müstehaptır. İkisinde de sevap alır. Az bir vakit taharetten önce olursa caizdir, zaman uzarsa caiz olmaz.
Niyetin, abdestin evvelinde niyet ettikten sonra hatırdan çıkmış olması ve unutulması zarar vermez. Çünkü namaz ve oruç gibi, niyet şartı getirilen bir şey unutulma ile iptal olmaz. Rafd (terk ve ibtal) böyle değildir, yani abdest anında, aldığı kısmı, kalbiyle “abdestimi iptal ettim demesi” gibi bir iptal böyle değildir. Bu, niyeti iptal eder.
Şafiîler ve Hanbelilere göre abdest alan niyeti abdest azalarına bölebilir. Her azayı yıkarken ondan hadesi kaldırmaya niyet eder. Çünkü abdestte yapılan fiilleri bölmek caizdir. Aynı şekilde niyetin de abdestin fiillerine bölünmesi caiz olur.
İbni Rüşd’ün nezdinde azhar olan görüşün aksine Malikîlerde mutemet olan, niyetin azalara bölünmesinin caiz olmadığıdır. Bu her azaya -abdesti tamamlamayı kastetmeden- hususî niyet edip sonra aklına geldikçe sonrakini yıkama şeklindedir. Abdesti hemen tamamlama kastı ile niyeti azalara taksim ederse bu caiz olur. Bu noktada da Malikîler Şafiî’lerle ve Hanbelîlerle birleşmiş oluyor.
Netice olarak, âlimler teyemmümde niyetin vacip olduğunda ittifak ettiler.
Tertip (sıra) ile Yapma:
Tertip Kur’an nassında varit olduğu gibi abdest azalarının ardarda, yani önce yüzün, sonra kolların yıkanması, sonra başın meshedilmesi, sonra da ayakların yıkanmasıdır. Vacip olup olmaması konusunda fakihler ihtilaf etmişlerdir.(5)
Hanefîler ve Malikîlere göre: Tertip farz değil, sünnet-i müekkededir. Allahutealâ’nın zikrettiği gibi ve sağdan başlar. Çünkü varit olan Kur’an nassı, abdestin farzlarını sayarken farzları (vav) harfiyle atfetmiştir. Bu (vav) da sadece mutlak bir toplamı ifade eder. Bu da tertibi gerektirmez. Eğer tertip istenecek olsaydı, “fâ” ya da “sümme” edatları ile atfederdi, “feğsilû” -yıkayın- ayetindeki (fa) harfi bütün uzuvlar edatları hakkında takip ifâde eder.
Hz. Ali, İbni Abbas ve İbni Mesud’dan, tertibin vacip olmadığına delâlet eden rivayetler vardır. Hz. Ali (r.a.) dedi ki: Hangi uzvumla başladığıma aldırmam. İbni Abbas (r.a.) ‘da dedi ki: Ellerden önce ayaklarla başlamada bir beis yoktur. İbni Mesud (r.a.) da şöyle dedi: Abdestte ellerinden önce ayaklarınla başlamakta bir beis yoktur.(6)
Şafiîler ve Hanbelîlere göre: Tertip abdestte farzdır, gusülde değildir. Delilleri emredilen abdesti açıklayan Peygamber (asm)’in fiili(7) ve Hz. Peygamberin haccındaki “Allah’ın başladığı ile başlayın.”(8) sözüdür. İbret lafzın umumunadır. Abdest ayetinde de tertibin istendiğine delâlet eden bir karine vardır; Allah Telalâ, meshedilen uzvu yıkananlar arasında zikretmiştir. Arap, hemcinsleri ayırmaz, yaran olmadıkça eş kelimeleri birbirinden ayırmaz. O da burada tertiptir. Çünkü, sünnetlerine dair bir şey zikredilmemesinden, ayetin vacip abdestin açıklaması olduğu anlaşılıyor. Ayrıca namazın rükünleri arasındaki tertibe de kıyas edilir.
Gerekli tertibi ters çevirip ayaklan ile başlayıp yüzü ile bitirse, sadece yüzünü yıkadığı sahih olur. Sonra da şer’î tertibe göre gerisini tamamlar.
Tertip, farzlar arasında gereklidir. El ve ayakların sağ veya solunda tertip vacip değildir. Sadece menduptur. Çünkü Kur’an’daki çıkış noktalan aynıdır. Allahuteala “elleriniz… ayaklarınız…” buyurdu. Fakihler iki eli bir uzuv, iki ayağı bir uzuv sayarlar. Aynı uzuvda tertip vacip olmaz. Ali ve İbni Mesud’un yukarda geçen sözünden maksat da budur.
Ahmed dedi ki: Ancak, sağdan önce sol uzvun yıkanabileceğini kastettiler, çünkü Kitap’taki çıkış noktaları aynıdır; sağdan başlanacağına dair bir işaret yoktur.
Cuma Hutbesi, her hafta Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan güncel cuma hutbelerini, dua ve zikirleri, dini bilgileri ve Cuma mesajlarını bir arada sunan kapsamlı bir İslami içerik platformudur. Manevi hayatınızı zenginleştirmek için ihtiyaç duyduğunuz tüm içeriklere kolayca ulaşabilirsiniz.
Yorum Yap