İslam’da arabuluculuğun önemi, küs kalmanın vebali ve toplumsal barışı sağlama noktasında Müslümanlara düşen sorumluluklar hadislerle açıklandı.
İslâm ahlakı, insanlar arasındaki dargınlıkların giderilmesini ve arabuluculuğu toplumsal huzurun temel bir gereği olarak kabul eder. Hz. Peygamber, Müslümanların birbirlerine kin beslemesini veya sırt çevirmesini yasaklamış, din kardeşleri arasındaki küskünlüğün üç günden fazla sürmesini helal görmemiştir.
Peygamber Efendimiz, küs olan kişilerin arasını bulmanın oruç, namaz ve sadaka gibi nafile ibadetlerden daha faziletli olduğunu vurgulamıştır. Bir hadisinde, iki kişinin arasını düzeltmenin imanı koruduğunu, bozmanın ise imanı kökünden kazıyabileceğini belirtmiştir. Ayrıca, Müslüman kardeşine bir sene küs duran kimsenin, onun kanını dökmüş gibi vebal altında kalacağı uyarısında bulunmuştur.
Arabuluculuk faaliyetleri sadece Müslümanlar arasında değil, farklı inanç grupları arasındaki anlaşmazlıklarda da uygulanmıştır. Ancak bu süreçte adalet ilkesinden taviz verilmemesi esastır. Hz. Peygamber, soylu veya zengin birine ayrıcalık tanınmasını içeren hiçbir arabuluculuk talebini kabul etmemiş; hak ve adaletin her şeyin üstünde olduğunu kesin bir dille ifade etmiştir.
Kırgınlıkların giderilmesi amacıyla söylenen iyi sözler yalan olarak nitelendirilmez; aksine bu durum barışın sağlanması için teşvik edilir. Bununla birlikte, arabuluculuk yapılırken haram olan bir fiili helal kılacak tekliflerde bulunmak yasaklanmıştır. Aile içi huzursuzluklarda ise eşlerin ailelerinden seçilen hakemlerin, tarafları uzlaştırıcı bir rol oynaması Kur’an’da tavsiye edilen bir yöntemdir.
Cuma Hutbesi, her hafta Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan güncel cuma hutbelerini, dua ve zikirleri, dini bilgileri ve Cuma mesajlarını bir arada sunan kapsamlı bir İslami içerik platformudur. Manevi hayatınızı zenginleştirmek için ihtiyaç duyduğunuz tüm içeriklere kolayca ulaşabilirsiniz.
Yorum Yap